Apiterapi (Arı Zehri Tedavisi) Nedir?

18 Kasım 2020
Apiterapi (Arı Zehri Tedavisi) Nedir?

Apiterapi Latince bilimsel adı ile ‘’Bal Arısının Tedavisi’’ (Apis Mellifera Therapia) anlamına gelmektedir. Genel tanımı ile Apiterapi ; bal, arı poleni, arı sütü, propolis, arı zehri, bal mumu gibi arı ve kovan ürünlerinin hastalıkların önlenmesi, tedavisi ile sağlığın korunması ve geliştirilmesi amacı ile kullanılmasıdır.  

Arı ürünleri geleneksel tedavide, özellikle yara ve yanık gibi günlük ama sık görülen başlıca sorunların tedavisinde binlerce yıldır hali hazırda kullanılmaktaydı. Modern tıpta da arı zehrinden faydalanıldığı bilinmektedir. Apiterapi yöntemi bu ve benzer uygulamalardan farklı bir yöntem olarak kabul edilmekte. Apiterapideki süreç, arı ve kovan ürünlerinin gelişigüzel bir kullanımdan ziyade sağlığın korunması ve hastalıkların tedavi edilmesi hususunda sistematik ve en önemlisi daha organize ve bilinçli bir şekilde uygulanmasıdır. 

Tek başına yeterli olduğunu söylemek mümkün değildir ancak diğer tedavi yöntemleri ile birleştiğinde güçlü etkisi kendisini hissettirmektedir.  

Apiterapi ürünleri bağışıklık sistemini güçlendirmek, kas ve eklem sorunlarından kaynaklı hastalıkları gidermek (Parkinson hastalığı, Lymee hastalığı, Nevralji gibi.) için destek amacıyla kullanılmakta aynı zamanda da arı ürünleri çok uzun yıllardır yara ve yanıkların tedavisinde hâlâ kullanılmaktadır. 

Arı Zehri Tedavisi Kimlere Uygulanmaz? 

18 yaş altı kişilere uygulanması önerilmemektedir.  

Arı ürünlerine karşı alerjisi veya hassasiyeti olanlar için uygulanması önerilmemektedir.  

Hamilelere ve emzirme döneminde olanlar için apiterapi (arı zehri tedavisi) tavsiye edilmemektedir. 

Arı ürünleri henüz bağışıklığı güçlenmemiş 1 yaş ve altında olan bebeklere kullanılmamalıdır. 

Kişinin karaciğer fonksiyon bozukluğu varsa apiterapi uygulanmamaktadır. Aynı şekilde ciddi derecede organ yetmezliği olan kişilere önerilmemektedir. 

 

Apiterapi Uygulamalarında Dikkat Edilmesi Gereken Temel Prensipler 

Dikkat edilmesi gereken en önemli nokta şüphesiz kullanılacak ürünlerin içeriği ve kalitesi olacaktır. Ürünlerin üretim şekli, katıksız olması, tarım ilaçlarının kullanılmamış olması, veteriner ilaçlarının kullanılmamış olması, antibiyotiklerin uygulanmamış olması, ısıl işleme maruz kalmamış olmaları son derece mühimdir.  Bu işlemlerin uygulanıp uygulanmadığı da ancak analizler ile ortaya çıkmaktadır. Bilinen markaların ürünlerini tercih etmenin önemi oldukça büyüktür.  

Arı ürünlerinin saklama koşullarının uygun olması da ürünlerden alınacak faydayı arttırmak adına dikkat edilmesi gereken bir konudur.  

Arı ürünlerinin bileşenleri ve biyolojik özellikleri, sağlandığı bölgeler bakımından değişiklikler gösterecektir, dolayısıyla ürünlerinin kaynaklarının bilinmesi faydalı olacaktır.  

Her üründe olduğu gibi apiterapi ürünlerinde de uygulama öncesi alerjik reaksiyonlar ile karşılaşılabileceği göz önünde bulundurulmalı bu sebeple uygulamalara ufak miktarlar ile başlamalı ve miktarlar yavaş yavaş arttırılmalıdır.  

Kişinin yaşı ve vücut ağırlığı gibi etkenler apiterapi ürünlerinin uygulama zamanlarını, miktarlarını ve dozlarının tekrarlarını belirlemektedir.  

Apiterapi ürünlerinin, etkili olması istenilen bölgeye ulaşmasını sağlamak için uygun bir ürün ile hazırlanması gerekmektedir. Örneğin, meyve suyu, gargara, sprey, merhem, fitil, enjeksiyon gibi. 

Yine de apiterapiyi tek başına bir mucize gibi algılamamalı, tedavi sürecinde sabırlı olunmalıdır.  

Arı ürünleri bilindiği üzere yaklaşık olarak 5000 yıldır geleneksel tedavilerde kullanılmaktaydı, son zamanlarda tekrar popülarite kazanması ve gündeme gelmesi özellikle bu alanda, 2000 yılından sonra yapılan yüzlerce araştırma sonucu olmuştur. 

Albert Einstein’ın bir sözü ile yazımızı sonlandıralım. ‘’Arılar yeryüzünden kaybolursa insanların yalnızca 4 ay ömrü kalır. Arı olmazsa bitki, doğa, hayvan ve dolayısıyla insan olmaz.’’ 

 

T-Soft E-Ticaret Sistemleriyle Hazırlanmıştır.