" />

Fitoterapi Nedir? Fitoterapide Kullanılan Ürünler

23 Kasım 2020
Fitoterapi Nedir? Fitoterapide Kullanılan Ürünler

Fitoterapi kelimesi Yunanca kökenli olup Phyton (Bitki) ve Therapeia (Tedavi) kelimelerinden türemiştir. Fitoterapi, hastalıkların, taze veya kurutulmuş bitkiler ile bu bitkilerin doğal ekstreleri kullanılarak tedavi edilmesi yöntemine verilen addır. Kısa adına ‘’Bitkilerle Tedavi’’ denebilir. 

Fitoterapi tanımı ilk olarak Fransız hekim Henri Lenlerc tarafından kullanılmıştır ancak Bitkilerle tedavi yöntemi için kullanılan üç terim daha vardır. Birisi ‘’Gemmoterapi’’ ve ‘’Oligoterapi’’ ve ‘’Homeopati’’dir 

İnsanlar var olduklarından beri, etraflarındaki bitkilerin faydalarını, zararlarını, vücutlarındaki etkilerini izlemeye ve keşfetmeye meyilli olmuşlardır. Yararlı olanları besin olarak ve zehirli olanları ise avcılıkta kullanmalarının yanı sıra ilerleyen zamanlarda birçoğunu da tedavi amacıyla kullandıkları bilinen bir gerçektir.  

Şüphesiz yaklaşık 2000 yıl önce yaşamış bitki ve doğa bilimci Plinius Secundus’un her derdin bitkisel bir devası vardır, asıl mesela doğru bitkiyi bulabilmekte’’ sözü de bitkilerle tedavi yöntemi olan fitoterapinin anlam ve önemini kanıtlar niteliktedir.  

Son zamanlarda tıbbi bitkiler ve bunları insan sağlığına olan etkileri konusunda olan ilgi fazlasıyla artmıştır. Bu ilginin artmasındaki etkenler sentetik ilaçlara ulaşımın zorluğu, sahip oldukları yan etkiler gibi sayılabilir. Bunun yanı sıra Dünya Sağlık Örgütünden alınan verilere göre dünya nüfusunun yüzde 60’ı sentetik ilaçları hiç kullanmıyor, 4’te 3’ü ise geleneksel kültürlerine ait bitkilerle yaptıkları tedaviye güvenmektedir. Kalan kısmı ise sentetik ilaçların yanında ek olarak bitkisel tedavi tercih etmektedir. Bu durumda fitoterapi insan sağlığı ve doğa için fazlasıyla önemlidir denebilir.  

Avrupa ülkelerinin birçoğunda bitkilerle tedavi yöntemi olan fitoterapi oldukça yaygındır. Birinci sırayı Almanya alırken ikinci sırada Fransa ve İtalya gelmektedir. Ardından da İngiltere ve Belçika sıra almaktadır. Hemen hemen her ülkede bu yöntem yaygın olmakla birlikte bazı ülkelere fitoterapi dernekleri vardır. Avrupa’da bitkilerle tedavi yöntemi fitoterapi için okullar bulunmakta, hatta üniversiteden sonra isteyen hekimler ve eczacılar 3 – 4 yıl süren eğitim alabilmektedir.  

 

FİTOTERAPİ’DE KULLANILAN BAŞLICA BİTKİLER 

Adaçayı:

50- 100 cm yüksekliğinde, morumsu mavi çiçekli, çokyıllık ve çalımsı güzel kokulu bir bitkidir.  Yunanlılar ve Mısırlılar tarafından kullanılmakta. Akdeniz ülkelerinde doğal olarak yetişmekte Türkiye’de de Akdeniz ve Ege bölgelerinde sıklıkla bulunmaktadır.  

Uçucu yağ, tanen ve flavonlar içermektedir.  

Taşıdığı uçucu yağdan dolayı antibakteriyel, antifungal ve antiviraldir. Aynı zamanda antiseptik özelliği taşıdığından dişeti, damak ve boğaz iltihaplanmalarına karşı etki gösterdiği bilinir.  

15gr dan fazla alındığı takdirde sıcaklık hissi, kramp ve denge bozukluğu yaşanabilir.  

Alıç:

Yemişen adı ile de bilinen 10 metreye kadar uzayabilen, dikenli beyaz ya da pembe çiçekli bir ağaçtır. Meyveleri yenilebilir, ekşimsi tatlı hoş bir lezzete sahiptir.  

Türkiye’de sıklıkla görülmektedir.  

Flavonlar, biyogen aminler, pronisayidinler ve triterpenik asitler içermektedir.  

Alıç, ilaç olarak ilk kez 1305 yılında Fransa kraliçesinin damla hastalığının tedavisinde alıç şurubu kullanımı ile önem kazanmış ve adından söz ettirmiştir.  

Hekimler, 19. Yüzyılın sonlarında alıç ağacı meyvelerinin kalp güçlendirici olduğunu keşfetmişlerdir ve alıç ekstresi Batı Avrupa’da kalp hastalığı tedavisinde kullanılmak üzere onaylanmıştır.  

Alıç, zehirli bileşikler taşımadığı için herhangi bir yan etki de göstermemektedir. Uzmanlar uzun süre, tehlikesizce kullanılabileceğini belirtmektedir.  

Aloe Vera:

Bilinen diğer isimleri Sabırlık ve Sarısabır’dır. Her mevsim o güzel yeşil rengini korumaktadır. Afrikada doğal olarak yetişir ve ülkemizde Antalya, Kale (Demre) civarında yabanileşmiş olarak bulunmaktadır.  

300’den fazla çeşidi olduğu bilinse de Aloe Vera en etkili olandır. 2000 yıl önce Yunan hekim Dioscorides Aloe Vera’nın kabızlıktan yanıklara kadar, böbrek hastalıklarına kadar etkili bir tedavi ürünü olduğunu belirtmiştir.  

Aloe Veranın jeli Monosakkaritler, polisakkatritler, aminoasitler, tanen, sterol, organik asit, saponin, mineral ve vitaminler içermektedir.  

Dermatolojik Cerrahi ve Onkoloji dergisinde yayınlanan bir çalışmaya göre Aloe Vera’nın yüz dermabrasyonu (yara izlerini yok etmek için cildin en üst katmanının uzaklaştırılması) geçiren hastaların iyileşme sürecini hızlı ve belirgin şekilde hızlandırıldığı görülmüştür. Güneş yanıkları ve diğer hafif yanıklar için idealdir.  

Atkestanesi:

25 metreye kadar yükselebilen yaprakları, 5-7 yaprakçıklı çiçekleri çoğu zaman beyaz nadiren kırmızı olan bir ağaç türüdür.  

Anavatanı Hindistandır. Ülkemizde de park ve bahçelerde kültür bitkisi olarak rastlanmaktadır. Fitoterapide tohumlarından yararlanılmaktadır.  

Essin denilen saponin, sabit yağlar ve flavon içermektedir.  

Bilinen en etkili alanları damar daraltıcı, kılcal damarların çatlamasını önleyici olmasıdır. Içeriğindeki P vitamini etkisi ile damar çeperlerini kuvvetlenmektedir.  

Merhem olarak kullanılması yaygındır.  

Çok nadir olmakla birlikte mide rahatsızlıkları, kaşıntı ve bulantı yapabilmekte. 

Biberiye:

Bilinen diğer isimleri Hasalban ve Kuşdilidir. 50 – 100 santimetre yükseliğinde çalı görünüşünde, yapraklarını kışın dökmeyen, soluk mavi renkli bir bitkidir.  

Akdeniz ülkelerinde doğal olarak yetişmesi yanı sıra ülkemizde Güney Anadoluda sıklıkla rastlanmaktadır. 

Rosmanirik asit, flavonlar, diterpen, triterpen, steroit bileşikler ve uçucu yağlar barındırmaktadır.  

Kabız etkili, gaz giderici, hazım sistemi uyarıcısı,safra attırıcı, terletici ve idrar söktürücü olarak kullanılmaktadır. Antioksidan özellik taşımaktadır.  

Ginkgo Biloba: 

Japoneriği veya mabet ağacı olarak da bilinmektedir.  

Anavatanı Uzakdoğudur. Dünyanın en eski bitkilerindendir. Fosil ağaç olarak da bilinmektedir. Üzerinde en çok çalışma yapılan bitkidir. Araştırmaların çoğu da Fransa ve diğer Avrupa ülkelerinde yapılmıştır.  

Çinli fitoterapi uzmanları 5000 yıldan fazladır, Ginkgo Biloba’yı öksürük, astım ve alerjiye bağlı iltihaplanmalar için önermişlerdir.  Ayrıca yapılan çalışmalarda Ginkgko’nun iyi bir bellek destekleyici olduğunu söylemektedir. Ginkgo’nun bellek geliştirdiği ve bunama işaretlerini iyileştirdiği saptanmıştır.  

Hemoroitlerin tedavisinde (hemoroitlere bağlı kaşınma ve kanamayı kontrol altına alma) başarıyla kullanıldığı belirtilmektedir.  

Hayıt:

Meyveleri küre biçiminde, yaklaşık 3mm çapında, sert, özel kokulu ve hafif acımsı bir lezzete sahip olan çalı görünüşünde bir ağaçcıktır. Ülkemizde Trakya’da Batı ve Güney Anadolu’da yaygın olarak görülmektedir.  

Bileşiminde flavonlar, iridoitler, acı madde, alkaloit ve uçucu yağlar barındırmaktadır. 

Hayıt, geçmiş yüzyıllardan beri hormon dengeleyici olarak ün yapmıştır. Adet düzensizliklerinin giderilmesinde etkili olduğu bilinmektedir.  

Adet öncesi sendromlarda, âdet kanamalarında, menopozla ilgili bazı şikayetlerde, süt veren kadınlarda süt eksikliğinde, cilt sorunlarının giderilmesinde ve akne tedavisinde yaygın olarak kullanılmaktadır.  

Bilinen bir yan etkisi yoktur ancak bazı alerjik reaksiyonlar gözlenmiştir. Kullanımın  kesilmesi ile azalan baş ağrısı gözlemlenmiştir.  

Ihlamur:

Çiçekleri sarımsı beyaz renkli ve hoş kokulu, kışın yaprağını döken 15- 40 metre boyunda bir ağaçtır. Ülkemizde Karadeniz ve Marmara Bölgesinde sıklıkla rastlanmaktadır.  

Bileşiminde tanen, uçucu yağ, müsilaj, saponin ve şeker bulunmaktadır.  

Çiçekleri taşıdıkları uçucu yağ ve müsilajin etkisiyle grip, soğuk algınlığı ve öksürüklerde, göğüs yumuşatıcı, spazm çözücü, balgam söktürücü, gıcık kesici ve terletici olarak kullanımı yaygındır. Idrar söktürücüdür mesaneyi temizler. Yatıştırıcı ve uyku verici etkileri ile bilinmektedir.  

Kediotu:

Boyları 1,5 metre yüksekliğe kadar ulaşabilen beyaz çiçekleri olan çokyıllık otsu bir bitkidir. Kökleri ve rizomlarından yararlanılır.  

Bileşiminde uçucu yağ ve iridoitler mevcuttur.  

Kediotunun kullanım alanlarında sakinleştirici, orta derecede uyku verici, spazm çözücü, adele gevşetici, gaz söktürücü, tansiyon düşürücü ve yatıştırıcı etkilerinden söz edilebilir. Uykusuzluk, huzursuzluk, sinirsel tansiyonlarda, migren, kramp ve bağırsak koliklerinde romatizmal ağrılarda adet gecikmelerinde kullanılmaktadır.  

Sıvı ekstre, tablet, çay, ve kapsül şekillerinde kullanımı uygundur.  

Kekik:

Pembe ya da beyaz çiçekli, küçük yapraklı, kokusu kuvvetli, çok yıllık bir bitkidir. Ülkemizde 40 kadar kekik türü bulunmaktadır.  

Bileşiminde uçucu yağ, acı madde ve tanen bulunur. İçerdiği tinol sayesinde kekik, antibakteriyel, balgam söktürücü ve spazm sökücü etkilere sahiptir. Bu etkilerinden dolayı öksürük, nezle, anjin, bronşit gibi solunum sistemi şikayetlerinde etkilidir.  

Hastalıklara karşı direnme gücünü arttırır. Uyarıcı ve güçlendiricidir. İştah açıcıdır. Sinir sistemi güçsüzlüklerinde, dolaşım sistemi bozukluklarında etkilidir. Mide ve sindirim sisteminin dostudur. 

 

T-Soft E-Ticaret Sistemleriyle Hazırlanmıştır.